Anasayfa | Hakkında | İletişim
asd

Son Eklenen Yazı

Tarih 10 Mayıs 2009

Elveda İzmir Yeni Foça, Merhaba Balıkesir!

İzmir - Yeni Foça 7.Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı ile ilişkimi, 09.05.2009 cumartesi günü keserek 75 günlük acemilik ve komando eğitimimi tamamlamış bulunmaktayım. Bu geçen zaman içinde birçok şey oldu. Zaten ara ara da buraya yazdım. Tabi herşeyi yazmam imkansız önemli ve vurucu olaylar dışında pek de birşey hatırlamıyorum.

Bundan tam 75 gün önce alaya giriş yaptığım günü hatırlıyorumda… Çantamı alıp o kapıdan içeri girişim, içeride yapılan arama, nizamiyede dolanırkenki yüzümdeki anlamsız ifade… Hepsi geride kaldı.

Komando olarak askere alındığımda kendimi çok kötü hissediyordum. Ne yapar, ne yapmaz, nasıl olur gibi birçok soru işareti vardı kafamda. Tedirginlik, korku, tereddüt hepsi beynimi yiyip bitiriyordu ama bu geçen 75 günden sonra bana deselerki askerliğini yaktık, tekrar acemilik yapacaksın. Cevabım kesin ve net olur. “Komando birliğine gitmek istiyorum mümkünse İzmir - Yeni Foça olsun. “ Böyle derdim çünkü, aldığınız eğitim sizi taş gibi bir insan yapıyor, yaptıkları muamele ve verdikleri eğitim sizi hırslandırıyor ve gün gelip o kapıdan çıktığınızda “Ben güçlüyüm” diyorsunuz. Yıllarca basketbol oynadım, sayısız antreman yaptım. Şimdiye kadar kendimi bu kadar güçlü hissettiğimi hatırlamıyorum.

Diğer askerlerden daha fazla önem veriyorlar komando birliğinde size. Yediğiniz yemek, yattığınız yatak ve aldığınız eğitim hepsinden daha farklı. Birkere, o mavi bereyi taktığınızda (acemi beresi dahi olsa) insana güven veriyor. Dışarıda da daha fazla saygı görüyorsunuz yabancı kişiler tarafından.

Herşey iyi güzel, iyi hoş da… Birde madalyonun diğer yüzü var tabiki. İmkanlarınız oldukça fazla ama kullanamıyorsunuz Yeni Foça’da :) . Yani istediğiniz zaman, istediğiniz şeyi yiyebilme şansınız yok. Bizim Hasan Usta’nın dediği gibi “Kral olsan, padişah olsan, milyarların olsa, yiyebileceğin en güzel şey bir paket eti cin + kola. Onuda aynı anda alamazsın haaa… Arkadaşın kola sırasına geçecek, sen bisküvi sırasına”

Askerlik arkadaşlığı gerçekten çok farklı oluyormuş bunu öğrendim birde. Ayrılırken üzülüyor insan. Benim alaydaki en yakın arkadaşım yukarıda bahsettiğim Hasan Usta’ydı. Çok iyi anlaşırdık. İyi muhabbet ederdik. Dirsek temas aralığı hizaya geldiğimiz durumlarda, arkalı önlü sohbetler etmeyi bizden iyi yapan kimse yoktu koca alayda… :) Neyse dediğim gibi arkadaşlıklar çok sağlam oluyor orada. Sadece Hasan Usta değil tabiki birçok arkadaşım oldu. Sivil hayata döndüğümde beni yarı yolda bırakmayacağına inandığım birçok arkadaş edindim.

Tabiki bu daha benim acemi birliğimdi. Daha usta birliğine gideceğim. Ha! unutmadan onuda yazayım. Usta birliğimi Balıkesir İl Jandarma Komutanlığına bağlı olarak yapacağım. Birçok kişi sordu. Şaşırdı. “Yeni Foça’dan oraya nasıl düştün. Hemde meleketin olan Bursa’nın hemen yanıbaşına…” Ne diyelim şans işte :) . Arkadaşlarımın %99′u belkide daha fazlası doğu ve güneydoğu illerine gitti. Onların hepsine ne hayırlı teskereler diliyorum.

* Bu yazı düşündüğümden çok daha farklı bir yazı oldu nedense bende anlamadım. Halbuki aklımda çook daha farklı şeyler vardı.

Neyse… 7 günlük dağıtım iznimi kullanmaya başladım. Bursa’mın tadını çıkaracağım. Sevdiklerimle görüşeceğim. Önümüzdeki pazar günü de yani 16.05.2009 günü de yeni birliğime katılmış olacağım. Şafak 380′den düşmeye başlayacak…

Bu yazımı burada noktalıyorum. Bilgisayarımın keyfini çıkaracağım bir süre. İnternette gezip, sevdiğim blogları okuyacağım. 1 aydır internetten uzağım. Blogların arşivlerini iyice gezeceğim sanırım :)

Kalın sağlıcakla…

Tarih 03 Mayıs 2009

Aliağa’da Çarşı İzni

67 günlük askerlik hayatımın (acemilik) 3. çarşı iznini kullanıyorum bugün. Yanımda Hasan Usta Aliağa’nın ara sokaklarında fink atıp, en güzel yerde yemek yiyip, üzerine en kıral pastanede süpangle cilası yaptık. Bloguma yazı girmemden belli olduğu gibi de şu anda bir internet kafedeyim. Kola içip müzik dinliyoruz.

Yeni Foça 7. J. Komando Er Eğitim Alayı’nda kıral olsanız, padişah olsanız, trilyonluk olsanız, yatlarınız katlarınız olsa, babanız Recep Tayyip olsa yiyebileceğiniz en kıral yiyecek bir eticin, en kıral içecek 330ml’lik bir kutu Coca Cola’dır. Buraya askerlik yapmaya geleceklere benden bir bilgi daha.

Her şey bir yana. Burada ne insanın derisini yüzüyorlar nede falakaya yatırıyorlar. Buranın “Cehennem” olmasının en büyük sebebi, düzensizliği ve belirsizliğidir. Her an herşey olabilir. Yani; ağar bir eğitim sonrası saat 23:00′de alınan yat açminası sonrası yatıp, saat 2de pijamalarla gece içtimasına indirilebilirsiniz.

Şimdi pek aklıma bişey gelmedi geri kalan şeylerle ilgili. Şu acemilik bir bitsin de. Ayrıntılı bir rapor hazırlarım eve gidince.

Tarih 27 Mart 2009

Askerdeyden Dinlemeyi En Çok Özlediğim 10 Şarkı

Son 1 aydır bırakın oturup müzik dinlemeyi, şarkı bile duymadım. Yemin töreni ardından sivil olarak dışarı çıktığımda yapmayı en çok özlediğim şeyleri yaptıktan sonra sıra en özlediğim 10 şarkıyı aralıksız dinlemek oldu. İşte o şarkılar.

  • Dream Theater - Home [Dinle]
  • Steel Dragon - Long Live Rock And Roll [Dinle]
  • Bon Jovi - It’s My Life [Dinle]
  • Skid Row - 18 And Life [Dinle]
  • Scorpion - Rock You Like a Hurricane [Dinle]
  • Bon Jovi - You Give Love A Bad Name [Dinle]
  • Arch Enemy - I Am Legend [Dinle]
  • Primal Fear - Bleed For Me [Dinle]
  • Iced Earth - I Died For You [Dinle]
  • Ensiferum - Token Of Time [Dinle]

    Bu 10 şarkıyı nedense çok özlemişim. Bazıları özleyeceğimi hiç düşünmezdim bile. Eğer dinlemek isterseniz, şarkıların yanlarındaki [Dinle] bağlantısını kullanabilirsiniz. Başka bir siteye yönlendirecek ve şarkı direk çalmaya başlayacaktır.

    Ben müzik dinlemeye devam edeyim en iyisi. 45 gün daha idare etcek kadar dinlemem lazım.

    Etiketler : , ,
    Tarih 27 Mart 2009

    Son 30 Gün, Askerlik Vesaire…

    Bundan tam 30 gün önce İzmir Yeni Foça 7.Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı’na katılmıştım askerliğimi yapmak üzere. 30 gün nasıl geçti, … Aslında biraz garip. Geriye dönüp baktığımda 30 gün içinde sanki hiçbirşey yapmamış gibi geliyor. Oradayken de tam tersi. Ordayken günler, bırakın günleri saatler geçmiyor.

    “Askerlik nedir?” Sorusunun cevabını hala bulabilmiş değilim o ayrı mesele. Askerde bir gün içinde yaptıklarımızın bir listesini buraya yazsam, ayrıntılı olarak birşey hatırlayamıyorum ama yine de günlük program bellidir.

    • Sabah 05,30 Koğuş kalk! Traj ol, botları boya, üstünü giy, silah ve çanta al vesaire.
    • 06,00-07,00 arası kahvaltı sırasında bekle ve Kahvaltını yap.
    • Mıntıka için içtima alanında toplan.
    • Sonra sırasıyla… Bölük! Toplan! Silah ve Çanta Kuşan! Dirsek Temas Aralığı Hizaya Gel! Çök! Kalk! Çök! Kalk! Rahat! Hazırol! Rahat! Hazırol! Sol Baş Sayı Gönder! Sağ Baş Sayı Gönder! 10 Say Çömel! Bölük Kalk! Dirsek Temas Aralığı Hizaya Gel! Çök! Kalk! Çök! Kalk! Rahat! Hazırol! Rahat! Hazırol! Sol Baş Sayı Gönder! Sağ Baş Sayı Gönder! 10 Say Çömel! Bölük Kalk! Dirsek Temas Aralığı Hizaya Gel! Çök! Kalk! Çök! Kalk! Rahat! Hazırol! Rahat! Hazırol! Sol Baş Sayı Gönder! Sağ Baş Sayı Gönder! 10 Say Çömel! Bölük Kalk! şeklinde tekrarlanıp giden ve yaklaşık 30-45 dakika arası süren sayım işlemi.
    • Sonra bölük bir süre soğukta bekletilir. Bu esnada rütbelilerin gelmesi beklenir. Yer ve hava soğuksa, götünüz donar ve üşürsünüz. Hava sıcaksa yüzünüz ve vücudunuzun açıkta olan bölümleri yanar güneşten.
    • Bölük! İstikamet 8.Bölük Anfi, sağa çark, uygun adım marş… Şenlinde 3 kilometre yürünür. Eğer yürüme esnasında konuşan şerefsizler olursa bölük durdurulur, fırça atılır. Tekrar kalkılır. O şerefsizler yine konuşursa, anfi yolunda çök kalk yapılır. O şerefsizler hala konuşursa o anfi bayırı sürünülür ve öğrenmeye başlarsınız. Askerde ödüller tek tek, cezalar toplu verilir.
    • Anfide eğitim yapılır, öğle yemeği için toplanınır. Aşağı inilir. Yukarıda okuduklarınızdan bazıları yine yapılır. Yemek yenir. Tekrar içtima alınır. Orda da yukarıda okuduklarınız yapılır. Sonra yukarıda okuduğunuz şekilde yine anfiye çıkılır.
    • Eğer atış vesaire yoksa, spor yapılır. Eşofmanlar giyilir. Silahlarla yanaşık düzen hareketlerinden bazıları yapılır. Sonra koşulur. Şınav ve barfix çekilir.
    • Sonra yukarıda okuduğunuz şekilde yine toplanılır. Aşağı inilir. Yine aynı şekilde sıraya geçilir.Akşam yemeği yenir. Sonra içtima alınır. Sonra tüm bölük yerde oturup beklenir. 1-2 saat. Sonra bir komutan gelip ders anlatabilir yada kadro askerler tarafından kalk, çömel, rahat hazır ol gibi şeyler yaptırılır.
    • Yat içtiması alınır ve yatılır.
    • Ertesi sabah yine aynı olaylar ceryan eder.

    Tabiki hergün aynı şekilde olmaz. Bazı günler atışa gidilir atış yapılır. Bazı sabahlar tabur içtima vardır. Bazı akşamlar alay içtima vardır. Onlarda hemen hemen yukarıdakiler gibidir. Ama orda sayı alınmaz. Sıyaya geçilir. İstiklal marşı okunur.

    Günler geçtikçe olayları kavramaya başlarsınız. Hangi komutan nasıldır, ne yapar, ne yapmaz. Hayatınızda karşılaşmanız imkansız kişilerle arkadaşlık yaparsınız, sigara verir alırsınız. Bazı adamlarla kavga edersiniz. Bazılarıyla iyi geçinirsiniz. Badileriniz olur. Her haltından sorumlu olursunuz. Herkes birbirine alıştıktan sonra muhabbetler genişler. Mal adamları gördükçe kendinizle gurur duymaya başlarsınız. Bu sırada eğlenebilirsiniz de… Hemde çok eğlenebilirsiniz eğlenmek isterseniz.

    Sonra bugün olduğu gibi yemin töreni gelir. Büyük bir heyecandır bu gün. Çünkü yemin etmiş asker, tam olarak askerdir ve dediklerine göre, cicim ayları biter s2im ayları başlar. Aileniz geldiyse evci olarak çıkarsınız. Sivilleri giydiğinizde, “Ulan ben önceden sivilmişim!” , “Sivillik gibisi yok!” , “Sivilliğin değerini anladım abi!” dersiniz. Sonra düşünürsünüz, iki gün sonra yine asker olacağınız aklınıza gelir. O andan itibaren sadece ger döneceğiniz günü düşünür, karamsar karamsar gezersiniz.

    Siz askerdeyken, insanlar sizin adınıza konuşmaya, sizin geride bıraktıklarınıza ve sevdiğiniz herşeye dil uzatmaya başlar. Serefsizlik yaparlar. Çünkü siz nasıl olsa askerdesinizdir. Onların kafasını ezemezsinizdir. Ama bilmelilerdir ki, bu askerlik de bitecektir ve askerliğin bittiği an o asker sizin başınızda bitecektir.

    Sevdiğinizin sesi artık size yetmez, sevginiz katlanarak büyür. Sevgi büyüdükçe hasret artar, hasret arttıkça melankoli yaparsınız. Melankoli yaptıkça karamsarlaşırsınız. Şafak saymaya çalışırsınız ama şafağı 430 olarak gördüğünüzde daha da karamsar olursunuz.

    Ama şu bir gerçektir ki; askere gidilmelidir. Askerde adam olursunuz. Düzenli olursunuz. Sorumluluklarınızın farkına varırsınız. Sevdiklerinizin değerini daha da anlarsınız. Gerçek hasretin ne olduğunu öğrenirsiniz. Saygı göstermeyi öğrenirsiniz. Bunların hepsini yaptığınızda da olgunlaştığınızı hissedersiniz. Normalde ne kadar oldun olduğunuzu bilsenizde, bu geçen süreçte kendinize bakıp, “Önceden hatalar yapmışım” diyebilme cesaretini gösterebilirsiniz. Bu da sizi daha güçlü yapar, gelecek planlarınızı gözden geçirirsiniz. Hayatınızı paylaşmak istediğiniz kişiye, “Nasıl daha iyi bakabilirim” diye düşünürsünüz. Bunu daha önce de düşünmüşsünüzdür ama bu cümleyi askerdeyken kurmak daha gerçek şeyler düşünmenize olanak sağlar.

    Askerdeyken en çok özlediğim şeyler;

    1. İstediğim zaman sevgilimi arayabilmek ve buluşabilmek.
    2. Sabahları gerine gerine kahvaltı yapmak.
    3. Televizyon izlerken uyumak.
    4. Cam bardakda çay içmek.
    5. Sabaha kadar uyumamak.
    6. Nutella - Limonata yapmak.
    7. Yatakta sigara içmek.
    8. Kestane şekeri yemek.
    9. Müzik dinlemek.
    10. Sinemaya ve konsere gitmek.

    Sadece bunlar değil elbette, ama en çok özlediğim şeyler bunlar. Sivil hayatta yapmaktan hoşlandığınız şeyi yaparken bu kadar düşünmüyorsunuz. Yani yapıyorsunuz ve düşünmüyorsunuz. O o anda olmuş oluyor. İşte sivil olmanın en güzel yani bu.

    Etiketler :
    Tarih 25 Şubat 2009

    İzmir’de Bir Gece Geçiren Acemi Asker

    Çok boş. Sanki şimdiye kadar yaşamamışım gibi hissediyorum kendimi. Birkaç saat içinde birliğime katılacağım. Askerlik başladığına göre, askerlikten önceki hayatıma geçmişim diyebilirim…

    Biraz son günlerimden bahsedeyim.
    Zaten boş boş yaşıyordum. Asker uğurlaması diye bişey istemiyor olmama rağmen, kalabalık bir kitle yolcu etti beni. Zordu bırakmak, otobüse binmek ve önceden sadece gezmek için geldiğim biryere zorunlu olarak gitmek. Arkamda bıraktıklarım sadece ogün beni otobüse bindirenler değildi. Bir sevdiğim vardı, bir hayatım vardı, bir vazgeçilmezim vardı ve bunların hepsi tek kişiydi.

    Anne baba neyse de, insan sevdiğini geride bırakınca, nasıl duygular içinde olduğunu anladım “o”nu koklayıp arkasından baktığım zaman. Kokusunu duyamamak ve sesini dijital olarak duymanın beni nasıl etkileyeceğini de bilmiyorum.

    Öyle yada böyle, şu anda gidiyorum,
    Geride seni bırakıyorum.
    Şimdiden kokunu özlüyorum ve
    Şimdi burada olduğunu hayal ediyorum sevgilim…

    Etiketler : ,
    Tarih 22 Şubat 2009

    23 Madde ile Erkekler

    Son zamanlarda birkaç yerde önüme çıkt bu maddeler. İlk olarak burada görmüştüm, sonra şurada da gördüm ve bu görmeleri böylece sürüp gitti. Bazılarında düşündürücü tespitler var ve kısmen doğru maddeler. Maddeleri okurken kendimi pek bulamadım. Belki şanslı biri olduğumdan bunu bilemiyorum ama okurken güldüm. Oku sende gül.

    1. Pembe dizilerdeki sahte aşk nağmelerini bizden duymaya çabalamayın çünkü onlar gerçekten rol yapıyor ve kabak bizim başımıza patlıyor.
    2. Bir SMS gönderdiğiniz zaman ilk 10 saniyede cevap gelmeyince ikinci SMS’te “Orda mısın???” diye sormayın. Kesinlikle oradayızdır..!
    3. Mağazada gelinliklere bakıp “Aaaa ne güzeeel” dediğinizde onun bizim için bir anlamı yoktur. Bizi duygusuzlukla suçlamayın. Gelinlik sadece kızların hayalidir erkeklerin değil!
    4. Saçlarınızı boyattığınızda bunu fark edemezsek anlayın ki yakışmamıştır ve bu bizim suçumuz değildir.
    5. Çoğu erkek ısrardan ve bir şeyi ikinci kez duymaktan nefret eder; mutlaka ilk söylediğinizi anlamışızdır ama işimize gelmiyordur, lütfen bize geri zekalı muamelesi yapmayın.
    6. Alışveriş yapmak hiç zevkli değildir ve asla zevkli olmayacaktır.
    7. ‘Beni seviyor musun?’ diye sormayın. Emin olun ki sevmiyor olsak yanınızda bir saniye bile durmayız…
    8. Bizden sizinle aynı üzüntüyü yaşamamızı ve size tuvalete kadar eşlik etmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın görevidir.
    9. Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın.
    10. Biz erkekler gerçekten basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak, aslında sadece acıkmışızdır ve sadece ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan ‘ekmek niçin masada değil’ diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın zira tüm erkekler edebiyatçı değildir…
    11. Eğer farkında olmadan 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle diğer anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın…
    12. Biz farklı anlamlar taşıyan dolaylı, mecazlı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin ve bizi yormayın…
    13. Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız ki büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur.
    14. En karmaşık durumda bile bizim için temel kural şudur: ‘En kolayını seç’. Bizden komplike şeyler beklemeyin.
    15. Erkekler genelde sadece ana renkleri görürler. Mesela, şampanya bir renk değil, bir içkidir bizim için. Sarımsı yeşil, açık yeşil likör yeşili, çimen yeşili, kireç yeşili, yay yeşili, orta deniz yeşili… Vallahi hepsi yeşil işte! Lütfen bizi zorlamayın!
    16. Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını bilmiyoruzdur lütfen sormayınız ayrıca uyum diye bir şey yoktur ve sırf uyum için giyeceğiniz şeyleri 1 hafta önceden tasarlamanız tamamen sizin takıntınızdır. Mavi kotun üstüne her renk ve desen bluz giyilebilir.
    17. Kırmızı tokanız var ve sırf bu tokaya uyum sağlaması için lütfen kırmızı takım elbise almaya bize mağazaları dolaştırmayınız!
    18. Bizi anlamaya çalışın; ancak bizi anlama işini lütfen fazla abartmayın çünkü çok kolay anlaşılır erkekler.
    19. Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin. Temiz bir evden ziyade bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha anlamlıdır…
    20. Ev işlerinden sonra yattığınız yerde sızıp kalıyor ve her türlü kur çabasına yorgunum diyorsanız bu bizi bozar… Bir erkeğe temiz evden önce temiz bir eş ve hatta sadece bir eş lazımdır. Temizlik bir temizlikçi tarafından da yapılabilir ama bazı şeyler temizlikçi ile yapılmaz… Yapılmamalı da. Bizi zorlamayın!
    21. Aylarca süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, mutlaka bir doktora gidin.
    22. Size ‘neyiniz var’ diye sorduğumuzda, ‘hiç bir şeyim yok!!!’ derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin…
    23. 30 civarında ayakkabınız ve dolaplar dolusu elbiseniz varken bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.

    Etiketler :
    Tarih 20 Şubat 2009

    Sülüsümü Aldım, Odamda Bekliyorum


    Vatana millete hayırlı olsun. Sülüsümü aldım artık yarı resmi askerim. Hareketlerinize dikkat edin =).

    Bazı arkadaşlar askere gideceğime inanmıyordu. Saçlarımı kestim gene inandıramadım. Bende bu tartışmalara son noktayı koymak için sülüsümün resmini buraya koyuyorum. Büyütüp duvarına asmak isteyenler için resmin büyük halini yollayabilirim.

    Bugün askerlik şubesindeydim. Askerliğini yapmak isteyen, anadolunun bağrında kopmuş yağız delikanlı genç modunda askerlik şubesinin önüne geldim. Etrafıma havalı havalı bakıyordum. Biri bişey dese de dalsam diye. Sonra içeri girdim. Beni 3 soruluk kısa bir test sınava tabi tuttular. Sorular oldukça basitti. Ailenizden şu anda askerlik yapan varmı, ailenizden şehit olan varmı ve bingöl, diyarbakır, şırnak vs. gibi biyerde şu anda askerlik yapan varmı şeklinde. Soruların doğru cevaplarını bilerek asker olmaya hak kazandım.

    İçeri girdim, memur hanımlardan birine doldurmuş olduğum testi verdim. Dosyam hazırlandı (3dk.). Gidip yol paramı aldım 23,5 TL. 50 kuruş kalmamıştı hernekadar önemli değil desemde vermek için ısrar edince kıramadım bekledim. Daha sonra Albayın odasına geçtim. Dosyamı masasına bıraktım. Sonra bir soru geldi. Asker olmaya hazırmısın evladım. Bende cevap verdim. “Hazırım Gomdanım.” Sonra bana kağıtta yazan şeyleri tekrar okudu. 25şubatta saat 5e kadar birliğine katıl. “Emredersiniz Gomdanım” dedim. Sonra dışarı çıktım dosyam zarflanacaktı. Orada da yine rütbli bir abimiz vardı. Önümdeki adamla konuşuyordu. “Bahriyeli oldun he. İyidir iyidir” dedi. Sonra sıra bana geldi. Dosyama baktı. Bana baktı. Tekrar dosyama baktı. Sonra ben güldüm. Niye gülüyorsun oğlum dedi. Ne diyeceğinizi biliyorum dedim. Sonra oda güldü. Çünkü dosyamda “İzmir Yeni Foça 7.Jandarma Komando Eğitim Alayı Yazıyordu”. Bak bu adamların hiçbiri asker değil. Sen askerlik yapmaya gidiyorsun iyi hazırla kendini dedi. Buna benzer bir muhabbet önceki komutanla da geçmişti aramda. İyi dedim. Aldım zarfı çıktım. O andan itibaren artık askerdim.

    Üzerimden bi yük kalktı. Neden bilmiyorum rahatlamıştım. Sonunda vermişlerdi elime sülüsü =). Tüfek omza diyeceklerdi bikaç güne kadar.

    İşte böyle adamı 10 dakkada asker yapıyorlar.

    Etiketler : ,
    Tarih 16 Şubat 2009

    Son Bir Hafta ve Yasin Ürütürk

    Alacağınız birkaç karar sizi ne kadar değiştirebilir? Günlük alışkanlıklarınızda birkaç değişiklikmi, yada… Yapmayı sevdiğiniz şeylerden vazgeçmekmi, yada… kendinize verdiğiniz özenimi? Aslında aldığım kesin bir karar yok ama nasıl anlatayım ki… Rahatlamayla beraber içimde oluşan küçük küçük sıkıntılar var bende şu sıralar. Düşündüğümde çokta farklı birşey yapmışım gibi gelmiyor ama insan bir değişik oluyor işte. Bu zamana kadar, hiçbişeyi düşünmedim. Birşeyi kafama takmadım yada bana “yapmak zorundasın” dedikleri hiçbirşeyi yapmadım.

    Ama geçen günlerde anladımki yapmak zorunda olduğum şeyler var. Sorumluluklarımın hep farkındaydım ama, anladımki daha fazlasıda var. Herkesin derdi kendi içinde büyüktür ama baktığımda benden dertli kimse göremiyorum etrafımda. Yada derdimi açtığım herkes (dert demiyelimde, aklımda olan bir kararsızlık diyelim) “ohooo seninkide dermi” deyip bir başlıyorlar ki anlatmaya… Anlattıkları da birşey değil aslında. Bu geçen zamanda anladım işte bu herkesin derdi kendine olayını. Herkes sanki “bu dünya bitek bana kelek yapıyor” diye düşünmekte.

    Askere gidiyorum evet. Aslında askere gitmek istiyorumda sorun orda değil. Sorun şu, ülkemizdeki askerlik durumunun “zorunlu askerlik” adı altında alınması. Hoş, askerlik zorunlu olmasa kimsenin gideceği de yok ya oda ayrı tabi. Zorla yada değil, gönüllü yada mecburen de olsa bikaç gün içinde birliğe katılmış olacağım. “Tamam ben askere gidiyorum.” dediğim anda sanki kafamda oluşan tüm fikir ve planlar yok oldu, yerine yenileri geldi. Kendim için yaptığım kısa, orta ve uzun dönemli hedefler değerlerini yitirdi.

    Zorunlu asker olmanın en zor tarafı ise, yukarıda dediğim gibi gitmeye gönüllü bile olsanız, kelimenin başındaki “o” , “zorunlu” kelimesi sizi bu gönüllülükten soğutuyor. Bir hizmet olarak değil de, olmazsa olmaz olarak görmeye başladığınızda ise, içi içini yiyor insanın.

    Şimdi bir düşünelim;
    Askerlik ne için yapılır. Birinci ve en önemli durum, “Vatani Görev” olması. Böyle gelmiş böyle gider zihyetinden bir kurtulabilsek biz ve Profesyonel ve tam teşkilat eğitimli ordu sistemine geçsek herkes için daha iyi olacak. Tabi bunu yapmayacaklar biliyoruz. Yani yapamayacaklar. Bizim ülkede “Askere gitmeyene kız verilmez” zihniyeti öyle bir oturmuş ki, zorunlu askerliği zaten içlerinde kabullenmiş hazır asker arkadaşlar, “Ulan evlenemicezmi şimdi biz” derler biliyorum.

    Ayrıca, bize hizmet edemeyen bir devleti korumak için zorunlu askerlik görevi yapmak da ne kadar doğrudur bu tarşılabilir. Olaya biraz daha uzaktan bakmak gerekirse, Birisi askere gitmemek için okulunu uzattığı her an, askerden sonra iş bulma olasılığını da düşürmüş olur. Nedenmi? Kısa bir hesaplama ile, liseden mezun oldun yaşın 18. Liseden sonraki tecil hakkını kullandın yaş 22. Götün tutuştu Öss’ye girdin kazandın gittin. yaş 23 oldu. Sonra okulu 6 yılda bitirdin. (ki bu askerden kaçmak isteyen kişilerin garanti okul bitirme yılıdır.) yaş oldu 29. Askere gittin geldin. Yaş oldu 30-31. Hadi bakalım… Şimdi ne yapacaksın. Zaten Öss’de en son tercihini kazanarak askerlikten yırtmak için okula girmişsin. Okudun bölüm alakasız biryer, yada Türkiye’de sektörü olmayan bir bölüm. (Türkiye’de çalışamayacakları bir alanda okumaları için bölüm kuran zihniyette ayrıca tartışılabilir.) Ne iş bulabilirsin, ne iş kurabilirsin. Konumuzun çok dışına çıktık ama aklımdan bunlar geçiyor nedense.

    Sadete gelirsek, şu anda aklımda sadece hemen askere gitmek, sağ sağlim dönebilmek, hayatımdaki o kırmızı şizgiyi çıkarabilmek var.

    Ayrıca küçük bir tavsiye: Sakın ola ki askerliğinizi ertelemeyin. Belki ben artık asker psikolojisine girdiğim için böyle diyorum ama, öyle yada böyle bu vatan borcudur ödenecek vatan bize borcunu ödemiyor olsa da. Böyle gelmiş böyle gidecek….

    Yazdıklarımı okuduktan sonra gülesim geldi saçma olmuş biraz ama yayınlayacağım yine de =)

    Etiketler :
    Tarih 13 Şubat 2009

    Askerlik Şarkısını Buldum!


    Şarkı budur. Bu şarkıyı her dinlediğimde, kendimi dağlarda hissediyorum nedense… Sözleri çok etkileyici. Melodiye söylenecek laf yok. Önceden de çok dinlerdim. Ama askerliği düşünerek dinleyince daha etkileyici olduğunu fark ettim. Tavsiye Listeme bir öğe daha!

    Helloween’a böyle bir şarkıya imza attıkları için birkez daha teşekkür ederim. Benim için yazılmamış olsa da. Hatta adamların askerliğin ne olduğundan haberleri bile olmadığını düşünsemde. Askere giderken otobüste dinlenir bu şarkı. Kaç saatse kaç saat. Gidene kadar dinle…

    Tarih 13 Şubat 2009

    Yenilen Takım Maça Doymazmış

    Başlığı ilgi çekici olsun ve Sinan’ı gaza getirsin diye öyle yazdım. Yoksa Maç yapalım diğe ağlamadı yani msnde falan yanlış anlaşılmasın =). Geçenlerde, Şurada Sinan’la bir Pes maçı yapacağımızı, şurada da yaptığımız maçın sonucunu yazmıştım. O yaptığımız maçlardan sonra Sinan’la bir maç daha yapma konusunda konuşmuştuk ve Bu cuma gününe anlaşmıştık.

    Bugün msnde denk geldik Sinan’la, cuma gününün geldiğini hatırlattı ve “Bir maç serisine daha varmısın” diye sordu. Bende tabiki kabul ettim. Zaten amaç maç yapmak değil, eğlenceli vakit geçirmek ve birbirimizi görmüş, konuşmuş olmaktır. Yeni maçın saatini ve yerini de belirledik. İlk maçı, benim istediğim yerde oynamıştık. Bu maçı da Sinan’ın (sanıyorum) sürekli gittiği bir yerde oynayacağız. Deplasmak havası soluyacağım anlayacağınız. Maçtan sonra da, biyerde bişeyler içmek gibi planlarımız var. Onu geçelim konumuz bu değil çünkü.

    Maçın yapılacağı yeri ve saati konuştuktan sonra, benim saçlarıma kadar geldi muhabbet. Malum ben askere gidiyorum 1 haftaya kadar, istersen saçlarını kestirme de o moral bozukluğuyla almıyayım aklını gibi laflarda bulundu. Buda beni daha çok gaza getirdi zaten. Bırak kısa saçı, oraya Kel olarak gitsem bile (cıbıl kelden bahsediyorum) yine de deplasmak olmasına rağmen yenmeye gidiyorum! Bu maç alınacak başka yolu yok.

    Ayrıca maç öncesi ve sonrası röportajlarımız da olacak kısa kısa. Hatta maçta imkansız goller olursa onları da videoya çekip buradan yayınlarız. Aslına bakarsak bu maç için çokta iddialı konuşmak istemiyorum. Tabiki yenmek için gidiyorum ama deplasman havası, taraftar baskısı, yeni bir tv, yeni gamepadler, yeni adisyoncu amca, yeni koltuklar, maç arasında işemek için yeni bir tuvalet. Bunlara alışmak göründüğünden de zordur. Eğer ortama ayak uydurup iyi konsantre olursam. Sinan’ın eline verip içkimi daha rahat içerim heralde =).

    Etiketler : , , ,